| |||||||
| Bize Ulaşın | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | ![]() İmam Ebu Hanîfe rha ve zühd hayatı “(İlmiyle amel eden) ulemanın yaşantısının ve güzel ahvalinin nakledilmesi bana Fıkh'ın pek çok bahsinden daha sevimli gelir Çünkü bu nakillerde onların adabı anlatılmaktadır” (Abdülfettâh Ebu Gudde, el-Hâris el-Muhâsibî'nin Risâletu'l-Müsterşidîn'ine yazdığı takdim yazısı, s 3-4) diyerek salih kimselere olan muhabbetini dile getirmiş olan İmam Ebu Hanîfe rha'in kendisi de şüphesiz salihler zümresindendi Az konuşur, çok amel ederdi Abbasî halifesi Harun Reşid, onun ahval gidişatından bahsetmesini istediğinde talebesi İmam Ebu Yusuf rha, İmam Ebu Hanîfe hakkında şunları söylemişti: - “Allah Tealâ'nın haram kıldığı bir şeyin kendisine isabet etmesinden ve Din hususunda bilmediği bir konuda konuşmaktan şiddetle kaçınırdı Allah Tealâ'ya itaat edilmesinden ve O'na karşı ma'siyet işlenmemesinden hoşlanırdı Ehl-i dünyadan uzak durur, dünyalık üzerine kurulu güç ve kudreti elde etmek için kimseyle yarışmazdı Her zaman suskun ve düşünceli bir hali vardı Çokça salih amel işlerdi Çok ve gereksiz konuşmazdı Bildiği bir mesele kendisine sorulursa konuşur ve öncekilerden işittiği şekilde cevap verirdi Eğer o konuda öncekilerden duyduğu bir şey yoksa, hakka (Kur'an ve Sünnet'te belirtilmiş hususlara) kıyas yapardı Kendi nefsini ve dinini korumak için hakka ittiba eder, ilmini ve malını hak yolunda cömertçe bezl ederdi Kendinde olanla yetinir ve insanların bütününden istiğna ederdi Tamahkârlığa meyletmez, gıybetten uzak dururdu Hakkında konuştuğu kimseyi sadece hayırla yad ederdi” Bu sözleri dinleyen Harun Reşid, bunun salihlerin ahlâkı olduğunu söyledi ve yanındaki görevliye: - “Bunları yazıp oğluma ver ki üzerinde düşünsün” dedi Sonra da oğluna dönerek: - Yavrucuğum! Bunları iyi belle ki, inşallah ileride bu konuda seni imtihan edeceğim” şeklinde konuştu (Saymerî, Ahbâru Ebî Hanîfe, s 31-32) Az güler, genellikle kendisine soru sorulmadıkça konuşmazdı Sanki az önce başına büyük bir bela gelmiş gibi hüzünlü ve düşünceli bir hali vardı (Zehebî, Menâkıb, s 18-19) Zühd hayatının ve Hadis ilminin imamlarından Abdullah b Mübarek –ki kendisi de İmam Ebu Hanîfe'nin talebelerindendi– şöyle demiştir: - “Ebu Hanîfe aleyhine konuşan birini gördüğüm zaman, başına ilâhi bir bela gelir de ben de kendisiyle birlikte helak olurum diye korktuğum için bir daha onu ne görmek, ne de kendisiyle oturmak isterim Allah Tealâ biliyor ki, ben böyle kimselerin söylediklerinden hoşnut değilim Ebu Hanîfe, kendisini (şöyle veya böyle) zikredenlerin hepsinden daha hayırlıdır…” (Saymerî, age, 32) Bir takva zirvesi Yine Abdullah b Mübârek şöyle demiştir: - “Kûfe'ye geldiğimde bu şehrin en fakihini sordum; ‘Ebu Hanîfe' dediler En zahidini sordum, ‘Ebu Hanîfe' dediler En çok verâ sahibi kimdir diye sordum, yine ‘Ebu Hanîfe' dediler” (Muvaffak el-Mekkî, Menâkıb, 168) Yine zühd hayatının önderlerinden Fudayl b Iyâd ks şöyle demiştir: - “Ebu Hanîfe fakih bir adamdı Fıkıh'taki üstünlüğü ile maruf, (aynı zamanda) verâsı ile meşhurdu Zengindi; çevresinde bulunanlara harcamasıyla tanınırdı Gece-gündüz demeden etrafına ilim öğretmede çok sabırlıydı Geceleri ihya eder, çok konuşmazdı Ancak kendisine helal-haram (Fıkıh) sahasına giren bir mesele geldiğinde konuşurdu Hakkı ikame konusunda çok gayretli idi Yöneticilerin malından parasından kaçardı…” (Süyutî, Tebyîdu's-Sahife –er-Resâilu't-Tis' içinde–, s 301-302) İmam Ebu Yusuf anlatıyor: - “Bir keresinde Ebu Hanîfe ile birlikte yürüyorduk Yanından geçtiğimiz gruptan birisi arkadaşına dönüp şöyle dedi: ‘Bu Ebu Hanîfe'dir Geceleri hiç uyumaz' Bunun üzerine Ebu Hanîfe bana şöyle dedi: ‘Allah'a yemin ederim ki yapmadığım bir şey söyleniyor değil' Kendisi namaz, tazarru ve dua ile bütün geceyi ihya ederdi” (Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, 6/399) Hizmetçisinin anlattığına göre onun uyku zamanı yaz mevsiminde öğle ile ikindi arası, kış mevsiminde ise gecenin evveli idi Nitekim Ebu'l-Cüveyriye şöyle demiştir: - “Ebu Hanîfe ile 6 ay beraber kaldım Bir gece olsun yanını yere koyup uzandığını görmedim” (Zehebî, Menâkıb, s 21-22) Kılı kırk yaran hassasiyet Yalan yere yemin etmek şöyle dursun, doğru bir şey üzerine yemin ettiğinde dahi bir dinar tasadduk etme konusunda kendi kendisine söz vermişti Ne zaman ev halkının ihtiyaçları için bir harcama yapsa, ihtiyaç sahiplerine de aynı miktarda tasaddukta bulunurdu Bir gece namaz kılarken kamer suresini okumuştu “Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) saat (kıyamet)dir O saat cidden çok feci ve acıdır” mealindeki 46 ayete geldiği zaman ağlamaya başladı Ağlaması ve niyazı tan yeri ağarana kadar sürdü (Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, 6/400, 401) İmam Ahmed b Hanbel rha'in yanında birisi: - “Ebu Hanîfe'nin ilimde bir mevkii vardı" şeklinde konuşmuştu İmam Ahmed adamı azarlarcasına şöyle dedi: - “Sübhanallah! (Bu nasıl söz?) İlim, verâ, zühd ve ahireti dünyaya tercihte onun mevkiine yetişen kimse olmamıştır” (Zehebî, Menâkıb, s 43) Sıcak bir günde güneşin altında oturduğunu gören birisi, niçin hemen yanındaki evin gölgesine girmediğini sorduğunda şöyle demişti: - “Bu evin sahibinden bir miktar alacağım var Bu sebeple onun gölgesine girmeyi haksız menfaat elde etmek olarak gördüm Böyle bir davranış başkaları için gerekli değildir Ancak alim olan bir kimse, ilminden insanlara aktardığı kısmın daha fazlasıyla kendi nefsi için amel etmeye muhtaçtır Bu sebeple onun evinin gölgesinde oturmayı doğru bulmadım” (Muvaffak el-Mekkî, Menâkıb, s 166) Döneminin ileri gelen alimlerinden Hasan b Salih rha şöyle demiştir: - “Allah rahmet eylesin, Ebu Hanîfe çok verâ sahibi idi; harama düşme korkusuyla ve şüpheden kurtulmak için birçok helalı terk ederdi Kendisini ve ilmini şüpheli şeylerden korumakta onun kadar hassasiyet gösteren bir fakih görmedim Bütün hazırlığı kabir hayatı içindi” (Muvaffak el-Mekkî, aynı eser, s 181) Abbasi halifesi Ebu Cafer el-Mansur, İmam Ebu Hanîfe'yi kadı olarak tayin etmek istemişti İmam kabul etmedi ve aralarında şöyle bir konuşma geçti: - “Yoksa bizim gidişatımızı mı beğenmiyorsun?” - “Ben bu iş için uygun kişi değilim” - “Yalan söylüyorsun” - “Müminlerin emiri bu sözüyle benim bu iş için uygun kişi olmadığıma hükmetmiş oldu Zira eğer ben yalan söyleyen birisi isem, kadılık görevine uygun değilim demektir Yok eğer doğru sözlü birisi isem, size bu iş için uygun kişi olmadığımı haber vermiştim” Bu konuşmanın ardından Ebu Cafer el-Mansur kendisini hapsetti Hapiste işkence gördü ve bu halde iken (bir rivayette zehirlenerek) hayata gözlerini yumdu (Saymerî, aynı eser, s 62, Zehebî, aynı eser, 6/402) Allah ona rahmet eylesin ve kendisinden razı olsun ebubekir sifil |
| |
| Sponsored Links |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
![]() |
| Tags: alimleriimam, ebu, hanfe, hayati, islam, rha, zuhd |
| |